Sivil Toplum Kuruluşlarının Önemi

1 Jun 2018

Genç Nüfusun Sivil Toplum Kuruluşlarına Projeler Kapsamında Katılması

Sivil toplum kuruluşları; siyasi alandan kadın haklarına, eğitimden sağlığa her türlü alanda faaliyet gösterebilen, aynı hedefi paylaşan insanlar tarafından kurulan topluluklardır. Günümüzde, dünyanın neredeyse her yerinde yaygın olarak çeşitli sivil toplum kuruluşları görebilmekteyiz. Şu an ülkemizde faaliyet göstermekte olan irili ufaklı bir çok farklı alanda sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır. Oldukça geniş bir yelpazeye sahip olan bu tip kuruluşlarda gençlerin rolünü tartışmak oldukça önemli bir yere sahiptir. Bizler gençler olarak geleceklerimizi milim milim inşa ederken, kendimizi geliştirmek adına ve her şeyden önemlisi önem verdiğimiz konu her ne olursa olsun, onun hakkında daha fazla bilgi almak, sahada bulunmak, gönüllü olmak için sivil toplum kuruluşlarını ve ilgili projeleri birer basamak olarak kullanmaktayız. Daha doğrusu kullanabiliriz aslında...

 

Maalesef, 18-30 yaş arasındaki genç nüfusun sivil toplum kuruluşlarına katılma, bu toplulukların aktivitelerinde aktif görev alma gibi faaliyetleri büyük oranda gerçekleştirmemesi, bu günlerde büyük bir problemin kapılarını aralamaktadır. Gitgide küreselleşen dünya düzeni içerisinde artık devletler mutlak yön verici güçleri kaybetmeye başlamış ve birçok konuda çeşitli uluslararası kurumlar ve kuruluşlar karar alıcı ve yön verici konumuna gelmiştir. Artık dünya üzerinde askeri ve güvenlik meseleleri dışında daha farklı alanlarda da en az bu meseleler kadar önemli olan konular mevcuttur. Demokrasi ve insan hakları gibi değerlerin temsil edildiği en küçük birim olan sivil toplum kuruluşları hem ülke içinde hem de uluslararası alanda bir bireyin sesi olabilir. İyi yönetişim, sivil toplumun en önemli taşlarından biridir. Paragraf başında da belirtildiği gibi, dünya üzerinde her konu sadece bir ulusun çıkarlarını ilgilendiren bir konu olmayabilir. Tüm dünya insanlarının paylaşmakta olduğu evrensel meselelerde mümkündür: Çevre, insan hakları, kadın hakları, sağlık, eğitim. Tüm bu alanlar dünya üzerindeki her bir bireyi ilgilendirmektedir ve ulusal ya da uluslararası sivil toplum kuruluşları bu tip konuların en büyük temsilcisi olma görevine sahiptir.

 

Sivil toplum kuruluşlarını daha büyük bir çerçeveye oturtmak gerekirse, bu tipteki kuruluşların bir ülkede yaşayan insanların kendi kişisel ilgi alanlarına göre gönüllülük esasına bağlı olarak bir araya geldikleri ve konularında çeşitli çalışmalara ev sahipliği yaptığını görmekteyiz. Ülkelerin yönetimsel birimlerinin manevi desteği ile de özgürlüklerin en büyük temsilcisi olan sivil toplum kuruluşlarının hem niteliğini hem kalitesini hem de verimliliğini arttırır. Bu açıdan bakıldığında, bugün Türkiye’de de çeşitli alanlarda bir çok sivil toplum kuruluşu ve dernek hizmeti görmekteyiz. Ancak son zamanlar da bu kuruluşların etkisinin gittikçe azaldığı da gözden kaçmamaktadır. Özellikle ülkenin dinamik nüfusunun büyük bir bölümünü temsil eden gençlerin, bu tip kuruluşlara katılım sağlamadıklarını görmekteyiz.

 

Yapılan etkinliklere katılım olmaması, üye sayılarının düşmesi gibi gelişmelerden dolayı bu tarz kuruluşlarının ilerlemesinin neredeyse durma noktasına gelmesi, bir kaç sivil toplum kuruluşu dışında yeni kuruluşların oluşmaması günümüz sivil toplum kuruluşları için gözlemlenen olumsuz gelişmelerdir.

 

İnsanların içinde bulundukları durum, kültürel değerler, siyasi gelişmeler; sivil toplum kuruluşlarının gelişmesini etkileyen en önemli çevresel faktörlerdir. Türkiye’de ki gençlere baktığımızda ise tüm bu çevresel faktörlerden dolayı sivil toplum kuruluşlarına ilgi duydukları halde geri planda durmayı tercih ettiklerini görmekteyiz. Gençlerin bu tip kuruluşlardan uzak durmasının nedenlerinin başında; sosyal, siyasi, kültürel gibi nedenlerin yanında ekonomik kaygılarda ön plandadır. Günümüzde 18-30 yaş arası gençlere baktığımızda genellikle maddi kazanç sağlayabilecekleri iş alanlarını tercih ettiklerini görmekteyiz. Ayrıca, ilk paragrafta da belirtildiği gibi, sivil toplum kuruluşları sadece tek bir alanla sınırlı değildir ve sivil toplum kuruluşlarını sadece siyasetle ilişkilendirmek ve buna göre yön vermeye çalışmakta doğu bir adım olmaz.

 

Gençleri sivil toplum kuruluşlarına entegre etmenin en önemli adımı proje bazlı çalışmalar düzenlemektir. Bu şekilde gençler, bu tip projelerin birer parçası olarak, sorumluluk bilinçlerini geliştirmenin yanısıra ilgi duydukları alanla ilgili çalışarak uzmanlaşma fırsatı da elde etmiş olacaktır. Tüm bunların yanında gençler, tecrübe edinmiş olup, ilgi alanında uzmanlaşmış kişiler ile tanışıp vizyonunu geliştirecektir. Herhangi bir Sivil Toplum Kuruluşunun bir parçası olduktan sonraki süreçte gençlerin hayatlarının her alanında kullanabilecekleri becerilerinin de geliştiğini görmek mümkün olacaktır. Ayrıca tüm bunlara ek olarak, gençlerin sivil toplum kuruluşlarına üye olmaları bir domino etkisi olarak bu kuruluşlarında gelişimine katkı sağlayacaktır. Hiç şüphesizki bu süreç uzun bir süreç olmakla beraber, dünden bugüne değişiklik olmasını beklemek doğru olmayacaktır. Sivil toplum kuruluşlarının gelişmesi, yaygınlaşması uzun ve sistematik bir süreç gerektirmektedir ve bu gelişim süreci birey özgürlük ve haklarının gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir. Daha ilkokul seviyesinden başlayarak, çocukların kendi ilgi alanlarının tespiti ve bu ilgi alanlarının gelişiminin sağlanacağı bir eğitim almaları ve ailenin de bu konudaki teşvikleri oldukça önemlidir. Bu bağlamda, çocuk kendini yönetebilecek yaşa geldiğinde ilgi alanına göre bir sivil toplum kuruluşuna üye olması, bu konularda çalışmalar yapması anlamına gelmektedir. Bir diğer deyişle sivil toplum kuruluşları gençlere kendilerini ilgi alanlarına göre geliştirebilmeleri için ortam sağlamaktadır.

 

Günümüzde gençler ve Sivil toplum kuruluşları arasındaki ilişki incelendiğinde, karşımıza çıkan en önemli nokta, kişinin ekonomik özgürlüğü artıp, gelecek endişesi azaldığında sivil toplum kuruluşlarına daha çok katılım sağlayabiliyorlar. Bu durumu aşmak için atılabilecek en önemli adım üniversite bazlı projelerdir. Kadir Has Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları Merkezi, İyi Yönetişim: Sivil Toplum ve Gençliğin Güçlendirilmesi projesi, sivil toplum kuruluşlarını ve gençlerin bu kuruluşlardaki rolünün anlaşılması açısından önemli bir projedir. Genç nüfusun kendini geliştirmesi ve ilgi alanı ile ilgili uzmanlaşmasına olanak sağlamasının yanında bu tarz projeler kişiye; zaman yönetimi, problem çözme, kritik düşünme, ve akademik yazım gibi bireysel yeteneklerini de geliştirmesi için yardımcı olmaktadır.

 

 

Miray KESKİN

Gençlik Komitesi Üyesi

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2018 by CIES

  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge