Proje Hepimizi “Güçlendiriyor”

Bu projenin kurucu noktalarından biri Gençliğin Güçlendirilmesiydi ve biz aktif olarak sorumluluk almaya başladığımız ilk 2-3 ayda; projenin İngilizce ismine hitaben “Proje Hepimizi ‘Güçlendiriyor’!” diyebildik.

11 Nisan 2018 proje ve doğal olarak ekibimiz için çok önemli bir gündü. Projenin başlangıcını takiben çok kısa bir zamanda; projenin daha iyi ilerleyebilmesi, daha fazla kişiye ulaşması ve ekibe yol göstermesi için oluşturulan Danışma Kurulu ve Üst Düzey Yuvarlak Masa toplantıları yapıldı. Bu toplantı sonrasında, neden bu başlığı seçtiğimi ve başlığın projeyle bağlantısını tamamen öznel bir şekilde bu blogda anlatmış olacağım.

 

Ben projeye ve ekibe 15 Ocak 2018’de dahil olduysam da, proje başvuru tarihinin yaklaşık 1,5 yıl sonrasında, Kasım 2017’de onaylanmış ve başlayalı bir süre geçmişti. Bu yüzden elimizden gelen en yüksek eforla projenin yoğun ajandasını gerçekleştirmemiz gerekmekteydi. İlk iş olarak tabii ki bulunduğumuz evreni daha yakından tanımaya ve bilgilerimizi güncellemeye; ekibimizi oturtmaya ihtiyacımız vardı. Daha proje yazılırken bu ekibin gençlerden oluşacağı, deneyimleyerek öğrenecekleri bir fırsat ortamı yaratacağı öngörülmüştü. İki stajyerimiz belli olsa da öncelikle görsel iletişimi kuvvetlendirmek için yine Üniversiteden grubumuzun yeni üyesini bulduk. Hep birlikte üretmeye koyulduk.

 

Bir yaptığımızı ertesi gün beğenmedik; bir dosya üzerinde herkes en az iki-üç kere revizyon önerdi. Bu sırada Merkez müdürümüz Dimitri ile koordinatörümüz Sibel Hocalar rehberliklerini eksik etmediler.

 

Gün geçtikçe birbirimizi daha yakından tanıyıp daha sağlam bir ekip olmaya başladık ve Mart ayındaki ilk STK Clinique eğitimleriyle ortak deneyimlerimizi arttırdık. (Bu sırada Danışma Kurulu tabii ki kesinleşiyor, toplantı günleri ve formatı da netleşiyordu.) Tüm hazırlıklarımız artık bu güne odaklanır olmuş; yabancı misafirlerle de iletişime geçilmeye başlanmıştı. Merakla ve heyecanla 11 Nisan gününe hazırlandık. Oyunumuzu kurduk. Bu sırada operasyonel ve lojistik anlamda da Merkezin diğer üyeleriyle daha önceki etkinliklerinden gelen deneyimi alıp bu projede uygulamak üzere fikir alışverişiyle; çok da büyük destek aldık.

 

Hepimiz daha önce böyle toplantılar görmüş; katılımcı, izleyici ya da ev sahibi olmuştuk ancak bu; ekipçe ilk büyük etkinliğimizin ev sahipliğiydi: VE BAŞARDIK! Hep birlikte ufak tefek aksaklıklarımız olsa da “o an”da ve “orada” alternatif çözümlerimizle ileriye gidebildik. Çalıştığımız alanda yıllarca emek vermiş önceki nesillerin bilgi, deneyim, çekince ve öngörülerini dinledik; sorularımızı sorduk ve hepsiyle yapıcı, kuvvetli ilişkiler kurduk. Danışma Kurulu, Türkiye’ de sivil toplum alanındaki zorlukları, sivil toplumun ürettiği sosyal faydayı; toplumu oluşturan kurumlar arasındaki güvenin önemini; sivil toplum ve gençliğin nasıl daha aktif rol oynayabileceği üzerine konuştu. Burada benim en çok ilgimi çeken noktalardan biri, tartışma sırasında ortaya çıkan; sivil toplumun toplumda güven tesisi ve politikalara etki etmesinde rol oynayacak iletişim yöntemlerinin ne olabileceği sorusuydu. Bu konuda, toplumun ve yönetimin farklı kesimleriyle çalışmış üyelerinin deneyimleri özellikle tartışmaya ışık tuttu. Önemli bir diğer konu ise, aslında bu tür projelerin topluma etkisini gösterir nitelikteydi. Şöyle ki; Danışma Kurulunun bir üyesi, daha önce Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Üstün Ergüder’ in yürüttüğü bir projede yer almış biriydi. Ve o gün, ikisi de aynı masada yine sivil toplum ve gençliğe katkı sağlamak için bir araya gelmiş oldular. Bu sahne aynı zamanda, toplumda bir değişim için aceleci olmaktansa, sabırla ve enerjiyle bir devamlılık üzere çaba vermek gerektiğinin kanıtı niteliğindeydi.

 

Danışma Kurulu toplantısını takiben, uluslararası sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla bir yuvarlak masa toplantısı da gerçekleştirdik. Bu toplantı ise bana ve ekibimize, bölgesel ve uluslararası yaklaşımı ve çalışmaları görme fırsatı sundu. Buradan çarpıcı bir nokta ise, uluslararası düzeyde de işbirliği ve gençliğin katılımı vurgusuydu. Sonuç olarak bu iki toplantının gösterdiği; toplumsal değişim ve etki için; yatay ve dikey düzlemde iletişim, güven ve işbirliğinin elzem olduğuydu.

 

11 Nisan akşamı evlerimize, aklımızda derinleşmiş sorularımızla, içimiz rahat döndük; ertesi gün birbirimize teşekkürümüzü eksik etmedik. Ama asıl noktaya ekip içi değerlendirme taleplerimizle geldik çünkü ancak en çetin ve en yapıcı eleştirimizi kendimiz yaparsak daha iyiye yol alabileceğimizi biliyorduk. Bu projenin kurucu noktalarından biri Gençliğin Güçlendirilmesiydi ve biz aktif olarak sorumluluk almaya başladığımız ilk 2-3 ayda; projenin İngilizce ismine hitaben “Proje Hepimizi ‘Güçlendiriyor’!” diyebildik.

 

 

Güzin Aycan ÖZTÜRK

Proje Asistanı

 

 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv
Please reload

© 2018 by CIES

  • Facebook Sosyal Simge
  • Heyecan Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge